Türkiye nüfusunun yüzde 18’i İstanbul’da yaşıyor
20/01/2019
Sosyal Medya Butonlar
Pazar / 12°C
Parçalı Bulutlu
Parçalı Bulutlu
Pazartesi / 14°C
Parçalı Bulutlu
Parçalı Bulutlu
Salı / 12°C
Çok Bulutlu
Çok Bulutlu
Çarşamba / 15°C
Çok Bulutlu
Çok Bulutlu
ANASAYFA | KÜNYE | İLETİŞİM
Murat Gürsoy
murat@karadenizekonomi.com
Murat Gürsoy
Merkez Bankası Döviz Kurları
DolarYönerge
/
EuroYönerge
/
ara
Alanlar İnşaat
Dr.Şinasi KARA

Dr.Şinasi KARA

TALAN
a@a.com

Ekonomik büyüme nasıl hızlanır?

Ekonomik büyümenin iki farklı görünümü vardır. Birincisi, dönemsel olarak üretilen mal ve hizmetlerdeki artış oranı, ekonominin büyüme olarak ölçülür. İkincisi, üretim faktörlerinde meydana gelen dengeli artışlar ekonomiyi büyütür.


Dengeden maksat, faktörlerin ortak kombinasyonu ile istihdama katılımı kastediliyor. Yani, emek artarken sermaye sabit ise, üretim faktörü olarak emeğin artması, büyümeyi etkilemez. Aynı durum sermaye için de geçerlidir.

Faktörlerin dengeli olarak istihdama katılması, üretilen mal ve hizmetleri artırıyor. Uzun vadede geçerli olan prensip budur. Aynı birim emek-sermaye ve toprak bileşimi ile daha çok üretim yapılması ekonomik büyümeden ziyade, kaynakların etkin kullanıldığını gösteriyor.

Sanayi toplumunda, üretim faktörü olarak toprağın önemi azalıyor. Toprak rantındaki azalma ile birlikte toprak terk ediliyor. Büyümenin etkin faktörü sermayeye geçiyor. Emeği bol olan (işsizlik olan) ekonomilerde, sermaye artışı ile büyüme, bağımlılık kazanıyor. Sermaye artar ise ekonomi büyüyor. Sermaye, azalışı ekonomiyi durgunluğa sokuyor.

Türkiye sermaye büyümesi ile büyüyor. Kapital/Emek oranı olarak ifade edilen formülde, büyümeyi tayin eden faktör, sermayedir. Zira, ülkede 3,5 milyon işsiz var ve her yıl emek piyasasına, demografik nedenlerle bir milyon insan katılıyor. Bu kadar işsize iş vermek, sermayeyi artırmaktan geçiyor.

Kapitalin iki kaynağı var. Birincisi ulusal tasarruflar. İkincisi uluslararası sermayedir.. Tasarruflar yatırıma gidiyor, sanayi sermayesi oluşuyor. Sanayi sermayesi iş yeri yaratıyor. Iş yeri ilave işçiye iş veriyor. Üretim artıyor. Ekonomi büyüyor.

-Ulusal tasarruflar yetersiz. Türkiye, yeterince tasarruf yapamıyor. Marjinal tüketim eğilimimiz yüksek. Geliri artan vatandaş, daha çok tüketiyor. Devlet harcamalarında israf var. Bu israf, toplam tasarrufların azalması ile sonuçlanıyor. Türkiye yabancı sermayeye ihtiyaç duyuyor.

-Yabancı sermayenin ülkeye gelmesi için koşullar var. En önemlisi "mülkiyet güvenliği" dir. Sermaye kuşa benzer. Güvenlik riskini hissettiği anda yok olur. Türkiye'nin ekonomik, mali ve hukuk düzeni "sermayeye güven" vermiyor.

-Türkiye'de enflasyon ve vergiler sermaye birikimini engelliyor. Enflasyon, döner sermayeyi tüketiyor. Vergiler sabit sermayeyi ürkütüyor. Son zamanlarda, belediyeler emlak vergisi matrahını çok artırdılar. Bu yetkinin parlamento dışında yerel yönetimlere verilmesi, güven sorunu yaratıyor.

-İdarenin sermaye birikimine saygısı yok. Yöneticiler, vergi ve cezaları uygularken, sermaye yapısına zarar verdiklerini hesap etmiyorlar. Bir taraftan enflasyon diğer taraftan vasıtalı ve direkt vergiler sermayeyi tüketiyor. Türkiye'nin bir an önce "sermayeyi yok eden düzenden" vaz geçmesi gerekiyor.

-Türkiye'de adalet mekanizması sermayenin aleyhine işliyor; 1.İş mahkemelerinde, iş sahipleri baştan suçlu muamelesi görüyor. En ufak bir hatada, uygulanan ceza, kazanç ile karşılanamıyor. Sermayeden karşılanıyor. Güven kaybı, müteşebbisi yatırım yapmaktan caydırıyor.

2. Sermaye "İdari Yargı" sistemine güvenmiyor. İdari yargı sistemi uygulayan Türkiye gibi ülkelere yabancı sermaye gitmiyor. Fransa idari yargı uygulayan ülkelerin başında geliyor. Fransa’dan sermaye kaçıyor. Zira idari yargı, idarenin hukuk dışı eylem ve işlemlerine
meşruiyet kazandırmaktan başka işe yaramıyor.

Yukarıda saydığım sorunlar çözülmediği taktirde, ülkeye yabancı sermaye gelmez. Dahası, ülkede iş yapan yabancı şirketler, elde ettikleri karları fatura oyunları ile yurt dışına çıkarır. Ticaret hadlerindeki aleyhe görünen durumun gerisinde bu gerçek yatıyor.

Sadece yabancılar değil, risk oluştuğunda, ulusal sermaye de kaçar. Her kaçış, Kapital/Sermaye oranını düşürüyor. Bu oranın düşmesi; düşük ücret, yüksek kur, yüksek faiz, yüksek enflasyon ve düşük büyüme olarak sonuç yaratıyor.

Türkiye kapital çıkışını durdurmadan ve kapital girişi sağlamadan (Kapital / Emek) oranını yükseltemez. Yükselmediği zaman, işsizlik önlenemez ve ekonomik büyüme hız kazanmaz.

Hükümet adamlarına görev düşüyor.

Tarih : 05/11/2018

Etiketler : Hükümet adamları,risk,sermaye,ekonomi
Yazdır

Diğer Yazılar
>> 13/01/2019 - TALAN
>> 06/01/2019 - ​PARA ARZI
>> 30/12/2018 - ​BANKACILIK RAPORU
>> 22/12/2018 - ​2019 EKONOMİK BEKLENTİLER
>> 16/12/2018 - Ekonomik Rapor ( Ekim Ayı)
>> 09/12/2018 - Ekonomi Düzeliyor
>> 03/12/2018 - Dolar kimin parası
>> 26/11/2018 - Kaynak dönüşümü şart
>> 19/11/2018 - Din kapitalizmi ve siyaset
>> 12/11/2018 - Faiz sorunsalı
Sonraki Yazılar >>
Yorum Ekle

Piyasalar

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Bir Portre
Paşa Tokmak Paşa Tokmak
Paşa Tokmak kimdir?
İş adamı
Çok Okunanlar
>> ​Turgay Topkaya ATATÜRK ‘FABRİKALAR KALEDİR’ DİYOR
>> Türkiye nüfusunun yüzde 18’i İstanbul’da yaşıyor
>> Tayyip Erdoğan 20 Ocak'ta Ordu'da
>> Aktaşlar Lezzet Grubu ihracata odaklandı
>> Hilmi Güler sahaya inmeye hazırlanıyor
>> Tok; ''Biz en çok gençlerin belediyesiyiz''
>> Ordu-Giresun niye uçamıyor
>> Yabancı turist sayısı artıyor
>> TMO'ya sıfır gümrüklü ithalat!
>> Öğrencilerin gözdesi ODÜ kütüphanesi