Üç  sektörün talebi 'Köklü çözümler istiyoruz'

Devletin sağladığı teşvik ve vergi indirimleri otomotiv, beyaz eşya ve inşaat sektörlerde hareketlenme yaşatsa da sektör temsilcileri kısa vadeli değil de köklü çözümlerin getirilmesinden yana.

Devletin son yıllarda sağladığı teşvikler birçok sektöre pansuman oluyor. Hükümetin son zamanlarda sağladığı vergi indirimleri ve faiz düşürmesi gibi destekler sektörleri biraz olsun hareketlendirse de yeterli değil.  Sektör temsilcileri kısa vadeli değil de köklü çözümlerin getirilmesinden yana. “Otomotiv, beyaz eşya ve inşaat bu sektörlerde sıkıntıyı yaratan talebin azalması” diyen Ekonomist, Araştırmacı, Yazar Rüştü Bozkurt talebin azalmasının nedeninin de vatandaşın gelirlerinin düşmesin kaynaklandığını belirterek şöyle konuştu; “ Gelir yükseldikçe talep artar. Gelirin yükselmesi için istihdam yaratmak gerek. Vergi azaltmak ya da başka teşvikler vermek ara çözümler. Türkiye gibi ülkelerde son dönemde bu işlere kısa dönemli popülist bir anlayışla bakıldığı için genelde bu yapılıyor. Bu uzun soluklu olacak bir yöntem değil bir süre sonra kendi kendine tuzaklar yaratmaya başlayacak. Kamu gelirini doğru yere yatırmak gerekiyor. Geri dönüşü çok uzun olan sektörler yerine daha kısa dönemde gelir getiren ihracatı artırarak geliri güvence altına alan alanlara yatırım yapmak gerek. Biz hemen hemen bütün mecralarda piyasa üs göstergelerini, döviz kurlarını ve faiz oranlarını tartışıyoruz. Peki üretim altyapısını nasıl geliştiriyoruz? Ülkenin üretim gücüne neler ekliyoruz.? Bunları konuşmuyoruz. Projeler bazında tartışma alışkanlığımız yok. Onun için kısa vadeli çözümlere yöneliyoruz. Böylelikle elimizdeki kıt kaynakları önceliklere göre dağıtamıyoruz. Yatırımları caydırıcı hale getirmek ülkenin geleceğini ipotek altına almak olur. Kısa çözümler büyük sorunlar yaratıyorlar. Bu yüzden köklü çözümlere gitmek gerek.

“Her sektörden insan konut üretir hale geldi”

İşsizliğin rekor seviyeye yükselmesinin nedeni inşaat sektöründeki daralmadan kaynaklandığını belirten İnşaat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Cevat Öncü, “İnşaat sektöründeki durgunluk Türkiye ekonomisinde durgunluk demek. Çünkü bağlı çok fazla sektör var. Ülkemizde son 3-4 yıldır ivmesi aşağı doğru olan bir ekonomi var. Dünyada genel olarak bir para krizi var. Türkiye dış borcu yüksek bir ülke olduğu için bunu döviz hareketleriyle birlikte daha da derinden hissediyor. Üreticilerin kullanmakta oldukları finansman faizleri yüksek. Dolayısıyla konut kredisi alacak olanlara uygulanan vergiler fazla geliyor. Ayrıca faizlerin yüksek olmasından kaynaklı bankalar bu parayı veremez tüketici de para ödeyemez oldu. O yüzden bir kilitlenme yaşadık. Son dönemde arz fazlası da oldu kontrolsüz bir şekilde konut ürettik. Rekabetten kaynaklı bir fiyat ucuzlaması gelir diye bekleniyordu ama konutların bir kısmı maliyetlerine ve maliyetlerinin altında fiyatlarla arz edilmesine rağmen hareketlenme yaşanmadı. Faizlerdeki düşüş, dövizdeki bir miktar geri geliş piyasaya olumlu yansıyacak diye umuyoruz. Faiz düşüklüğünün bir süre daha devam etmesiyle mevcut konut stokunun belki bir kısmının azalması söz konusu olabilir ama tam anlamıyla normalleşmesi 1-2 yıl alacak. Konut üretiminin Türkiye’de bir tüm paydaşların katılımıyla bir masaya yatırılması ve detaylıca konuşulması gerekiyor. Çünkü kontrolsüzce her sektörden insanın konut ürettiği bir ülke haline geldik. Can ve mal güvenliğini direk ilgilendiren bir alan olduğu için bu alandaki başıbozukluğun önüne geçilmesi lazım. Herkesin konut sektörüne çok rahat bir şekilde girmesi ayrıca bir şişkinlik yaratıyor bunun önüne geçilmesi gerekiyor.” dedi.

“ÖTV indirimi devam etmeli”

Son zamanlardaki dövizdeki artışlardan dolayı otomobil fiyatlarında ciddi bir yükseliş olduğunu vurgulayan Fatih Otomotiv Satış Müdürü Fatih Ünal, “Bundan 1 ay önce devlet ÖTV’de düzenleme yaptı. Bu düzenleme güzeldi, devamını da bekledik. Kredi faizleri de çok yüksek. Son birkaç gündür kredi faizleri düştü ama beklenilen düzeyde değil. Araç sektöründe binlerce insan çalışıyor. Bu bayinin ayakta kalabilmesi için önce benim satış yapmam lazım. Otomobilde kar zaten çok düştü. Üzerine eklememiz lazım. Açık açık söylemek gerekirse kuruş kuruş biriktirir olduk. Satış yapacağım, para kazanacağım ki elemanlarımın maaşını ödeyeyim. Bu bölgeye göre orta büyüklükte bir bayiyiz, büyükşehirlere göre kıyaslamıyorum. Bu bölgede bayi olarak çok ciddi masraflar var. Araç karlılığımız düştü, satışımız yok. Devletin ÖTV düzenlemesini devam ettirmesini hatta biraz daha tolerans tanımasını isterim. Evet ÖTV devletin ciddi bir gelir kaynağı ÖTV’yi ödemeden araç trafiğe çıkamıyor ama ticaretin kuralları gereği az mal satıp çok para kazanmak değil, çok mal satıp daha çok para kazanmak lazım. Devletin bu manada taşın altına elini sokması gerek. Bu sıkıntılı yolu aşmakta bizlere destek olması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Beyaz eşya parça tedarikleri yurtdışından sağlanmamalı

Geçen seneye göre beyaz eşyada tahmini yüzde 9-11 civarında daralma hissedildiğini belirten Tokat Genç Girişimciler İcraa Kurulu Başkanı Serhat İspirli şöyle konuştu; “2018 son çeyreğinde başlayan ve yılın ilk 6 ayına kadar devam eden ÖTV indirimi vardı. Bu ÖTV indirimi bir nebze rahatlatma yaşattı. ÖTV indirimi olmasaydı bu daralma belki yüzde 9’larla değil yüzde 19’larla ifade edilebilecek boyutlara çıkabilirdi. ÖTV indirimi bu daralmayı önleyici bir tedbir olarak bizi rahatlattı. Şu anda ÖTV indiriminin tekrar gelmesi piyasayı rahatlatır ve satışlara ivme kazandırır. Ancak bu durum kısa vadede sorun çözümünü sağlar. Bizim en büyük dezavantajlarımızdan bir tanesi Türkiye’de üretilen birçok beyaz eşyanın üzerinde kullanılan motor gibi ekipmanların, yurtdışından geliyor olması. Fiyatlamayı en olumsuz etkileyen şeylerin başında parça tedarikinin pahalı olması geliyor. Bu ürünlerin Türkiye’de üretilmesi üretim maliyetlerini düşürecek uzun vadede bize yarar sağlayacak. Ayrıca konut satışlarının artmasının bizim satışlarımıza etkisi büyük. Son 1 yıldır konut satışlarının düşüşüyle yeni eşyaya olan talepler azaldı. Konut satışlarının artması ile beraber insanların ev alımları bize olan talebi artıracak.” NAZAN BEDİR/KARADENİZ EKONOMİ